Bölüm 1: Kalp Gözlü Küçük Peri
Bir zamanlar, pembe bulutların arasında saklı bir yerde, “Kalp Bulutu Krallığı” diye tatlı bir diyar vardı. Burada her şey pamuk şekeri kadar yumuşak, her çiçek kalp şeklinde açardı. İşte bu krallığın en küçük ama en tatlı sakini, Pufi’ydi.
Pufi, pembe tüylü bir periydi. Gözleri kocaman, siyah ve tam ortasında parlak pembe kalpler vardı. Bu kalpler sadece güzel görünmüyordu; gerçekten de duyguları görebiliyordu. Birine baktığında o kişinin kalbinde ne hissettiğini anlıyordu. Bu yüzden herkes ona “Kalp Okuyan Pufi” derdi.
O sabah Pufi, her zamanki gibi yıldız antenlerini sallayarak uyandı. Antenlerinin ucundaki pembe yıldızlar ve pamuk topları neşeyle zıplıyordu.
“Bugün ne yapayım acaba?” diye mırıldandı kendi kendine, küçük kanatlarını çırparak havada süzülürken.
Tam o sırada krallığın en yaşlı perisi, yaşlı Nine Bulut, telaşla yanına geldi.
“Pufi! Pufi! Büyük bir sorun var!”
Nine Bulut’un sesi titriyordu. “Krallığın en önemli şeyi, Büyük Kalp Kristali kayboldu! O kristal olmadan buradaki herkesin duyguları karışacak. Mutluluklar hüzne, sevgiler korkuya dönecek!”
Pufi’nin kalp gözleri irileşti.
“Ne? Ama… o kristal olmadan kimse birbirini anlayamayacak mı?”
“Evet yavrum. Ve en kötüsü… kristalin izi, Karanlık Duman Ormanı’na gidiyor.”
Karanlık Duman Ormanı… Krallıktaki herkesin korktuğu yerdi. Orada ışık pek girmezdi, ağaçlar eski ve somurtkan görünürdü. Ama Pufi’nin kalbi güçlüydü. Çünkü kalplerden korkmazdı.
“Ben giderim!” dedi Pufi kararlı bir sesle. Küçük yumruğunu sıktı. “Benim gözlerim kalpleri görür. Belki kristali çalanın kalbini de görebilirim!”
Nine Bulut endişelendi ama Pufi’nin gözlerindeki kararlı pembe ışıltıyı görünce razı oldu.
“Tamam… Ama yalnız gitme. Yanına Mimi’yi al. O küçük mavi kuş her zaman seninle olmak ister zaten.”
Pufi gülümsedi. Mimi, en yakın arkadaşıydı. Her ne kadar sürekli “Ama orası tehlikeli!” dese de, Pufi’yi asla yalnız bırakmazdı.
Böylece Pufi, kanatlarını çırparak havalandı. Yıldız antenleri neşeyle sallanıyordu. Arkasında küçük pembe kalp izleri bırakarak Karanlık Duman Ormanı’na doğru uçmaya başladı.
Ormanın girişinde hava biraz serinlemişti. Ağaçlar sanki fısıldaşıyordu. Pufi biraz ürktü ama hemen kendine cesaret verdi:
“ Korkma Pufi. Senin kalbin en güçlü kalp!”
Tam o sırada ormanın içinden garip bir ses duyuldu:
“Pufi… gel… buraya…”
Pufi durdu. Kalp gözleri parladı. O sesin sahibinin kalbinde… garip bir şey vardı. Hem hüzün, hem yalnızlık, hem de çok çok eski bir özlem.
“Kimsin sen?” diye sordu Pufi cesurca.
Karanlığın içinden yavaş yavaş bir siluet belirdi. Büyük, siyah tüylü bir yaratıktı ama… gözleri Pufi’ninkiler gibi kalp şeklindeydi. Sadece onun kalpleri gri ve solgundu.
“Ben… Koyu,” diye fısıldadı yaratık. “Uzun zamandır kimse beni görmedi. Kimse kalbimi okumadı.”
Pufi yaklaştı. Küçük eliyle yaratığın yanağına dokundu. O anda Koyu’nun kalbinde ne kadar uzun zamandır yalnız olduğunu, nasıl kristali sadece “birini anlamak için” aldığını gördü.
Pufi’nin gözleri yumuşadı.
“Kristali geri verirsen… seni anlamaya çalışırım. Yalnız olmak zorunda değilsin.”
Koyu şaşırdı. Kimse ona böyle yaklaşmamıştı.
“Gerçekten mi?..”
Pufi gülümsedi. Kalp gözleri daha da parlaklaştı.
“Gerçekten. Çünkü ben Pufi’yim. Kalpleri seven küçük peri.”
Devam edecek…

Manga Story

Bölüm 1: Kalp Gözlü Küçük Peri Bir zamanlar, pembe bulutların arasında saklı bir yerde, “Kalp Bulutu Krallığı” diye tatlı bir diyar vardı. Burada her şey pamuk şekeri kadar yumuşak, her çiçek kalp şeklinde açardı. İşte bu krallığın en küçük ama en tatlı sakini, Pufi’ydi. Pufi, pembe tüylü bir periydi. Gözleri kocaman, siyah ve tam ortasında parlak pembe kalpler vardı. Bu kalpler sadece güzel görünmüyordu; gerçekten de duyguları görebiliyordu. Birine baktığında o kişinin kalbinde ne hissettiğini anlıyordu. Bu yüzden herkes ona “Kalp Okuyan Pufi” derdi. O sabah Pufi, her zamanki gibi yıldız antenlerini sallayarak uyandı. Antenlerinin ucundaki pembe yıldızlar ve pamuk topları neşeyle zıplıyordu. “Bugün ne yapayım acaba?” diye mırıldandı kendi kendine, küçük kanatlarını çırparak havada süzülürken. Tam o sırada krallığın en yaşlı perisi, yaşlı Nine Bulut, telaşla yanına geldi. “Pufi! Pufi! Büyük bir sorun var!” Nine Bulut’un sesi titriyordu. “Krallığın en önemli şeyi, Büyük Kalp Kristali kayboldu! O kristal olmadan buradaki herkesin duyguları karışacak. Mutluluklar hüzne, sevgiler korkuya dönecek!” Pufi’nin kalp gözleri irileşti. “Ne? Ama… o kristal olmadan kimse birbirini anlayamayacak mı?” “Evet yavrum. Ve en kötüsü… kristalin izi, Karanlık Duman Ormanı’na gidiyor.” Karanlık Duman Ormanı… Krallıktaki herkesin korktuğu yerdi. Orada ışık pek girmezdi, ağaçlar eski ve somurtkan görünürdü. Ama Pufi’nin kalbi güçlüydü. Çünkü kalplerden korkmazdı. “Ben giderim!” dedi Pufi kararlı bir sesle. Küçük yumruğunu sıktı. “Benim gözlerim kalpleri görür. Belki kristali çalanın kalbini de görebilirim!” Nine Bulut endişelendi ama Pufi’nin gözlerindeki kararlı pembe ışıltıyı görünce razı oldu. “Tamam… Ama yalnız gitme. Yanına Mimi’yi al. O küçük mavi kuş her zaman seninle olmak ister zaten.” Pufi gülümsedi. Mimi, en yakın arkadaşıydı. Her ne kadar sürekli “Ama orası tehlikeli!” dese de, Pufi’yi asla yalnız bırakmazdı. Böylece Pufi, kanatlarını çırparak havalandı. Yıldız antenleri neşeyle sallanıyordu. Arkasında küçük pembe kalp izleri bırakarak Karanlık Duman Ormanı’na doğru uçmaya başladı. Ormanın girişinde hava biraz serinlemişti. Ağaçlar sanki fısıldaşıyordu. Pufi biraz ürktü ama hemen kendine cesaret verdi: “ Korkma Pufi. Senin kalbin en güçlü kalp!” Tam o sırada ormanın içinden garip bir ses duyuldu: “Pufi… gel… buraya…” Pufi durdu. Kalp gözleri parladı. O sesin sahibinin kalbinde… garip bir şey vardı. Hem hüzün, hem yalnızlık, hem de çok çok eski bir özlem. “Kimsin sen?” diye sordu Pufi cesurca. Karanlığın içinden yavaş yavaş bir siluet belirdi. Büyük, siyah tüylü bir yaratıktı ama… gözleri Pufi’ninkiler gibi kalp şeklindeydi. Sadece onun kalpleri gri ve solgundu. “Ben… Koyu,” diye fısıldadı yaratık. “Uzun zamandır kimse beni görmedi. Kimse kalbimi okumadı.” Pufi yaklaştı. Küçük eliyle yaratığın yanağına dokundu. O anda Koyu’nun kalbinde ne kadar uzun zamandır yalnız olduğunu, nasıl kristali sadece “birini anlamak için” aldığını gördü. Pufi’nin gözleri yumuşadı. “Kristali geri verirsen… seni anlamaya çalışırım. Yalnız olmak zorunda değilsin.” Koyu şaşırdı. Kimse ona böyle yaklaşmamıştı. “Gerçekten mi?..” Pufi gülümsedi. Kalp gözleri daha da parlaklaştı. “Gerçekten. Çünkü ben Pufi’yim. Kalpleri seven küçük peri.” Devam edecek…

More Manga to Explore